Doların ateşi neden düşmüyor?

Doların ateşi neden düşmüyor?

Herkesin bu aralar merakla beklediği konu; doların daha ne kadar değer kazanacağı ve nerede duracağıdır. Bu sorunun cevabını tahmini olarak vermek bile, şuan için neredeyse imkansız bir hal aldı. Amerika seçimlerinden sonra, bildiğiniz gibi dolarda bir yükseliş yaşanmıştı. Bunun sebepleri arasında; Trump'un Clinton gibi siyasetçi bir kimliğe sahip olmak yerine, iyi bir iş adamı olması büyük önem arz ediyor. Trump değerli bir doları ile, Amerika'nın dünyaya hükmedeceğine inanıyor. Genel tavırları ve ileride vereceği kararlarda, doların dünya piyasasında güçlenme ihtimalini arttırıyor. 8 Kasım Amerika başkanlık seçim gününe kadar; bu yılın mayıs ayında dolar 2,80'lerden 3,12'lere kadar değer kazandı. Burada açıkça görülen şey; Trump başkan olmasa da, mayıs ayından itibaren, Türk Lirası dolar karşısında  %11'in üzerinde değer kaybetmiştir.

 
 

Doların artışına baktığımızda, Türkiye'deki siyasete dış müdahaleler haricinde, ekonomik anlamda da yapılan reformların yetersiz kaldığı açıkça görülüyor. 17 Aralık 2013 sonrasında dolar, 16 Aralık günü 2,03 civarından işlem sonrasına göre  %17,88 oranında yükselmişti. Kısa zamanda tekrar toparlanmış ve siyasi belirsizliğin bir nebze sona ermesiyle, 2,10'un altına gelmişti. Sonrasında ekonomik kriz doğru yönetilemedi ve  dolar 1 sene sonra, 17 Aralık yıl dönümünde rekor kırdığı kriz dönemine geri döndü. O günden sonra da, hiç değer kaybetmedi ve 3 lira seviyelerine kadar geldi. 

 
 

15 Temmuz Darbe girişiminden sonra, piyasalarda ciddi bir sallantı olduğu doğrudur. 2,88 seviyelerinden dolar 3,10'lara kadar yükselmişti. Tehlikenin karşısında Türk halkının güçlü duruşu ve 3 aylık makul OHAL kararı sonrasında, dolar tekrar değer kaybetmeye başlamış ve  2,90 seviyelerine kadar gelmişti. OHAL kararlarının 4 Ekim'de alınacağı söylentileri, doları yükseltmeye ve piyasalarda yatırımcıların güveninin sarsılmasına sebep oldu. 4 Ekim'de OHAL kararının uzatılmasının ardından, 15 Temmuzdan sonra dolar ilk defa rekor tazeledi ve 3,10'u aşarak değer kazanmaya devam etti. Dolar 15 Temmuz Darbe girişiminde,  %8'in üstünde değer kazanmış ve bunların büyük bir kısmını değer kaybederek geri vermişti. Bugün ise dolar; 4 Ekim tarihinden sonra  tam %16 değer kazandı ve  şuan 3,48 seviyelerinden işlem görmektedir. 60 günde ekonomik olarak bir çok önlem ve TCMB kararına rağmen, her defasında değer kazanarak devam etmesi; yapılan müdahalelerin ötesinde, piyasaya güven verici başka bir müdahalenin gerekliğini gözler önüne seriyor. 

 
 

Yazar kasa krizinde kamu borçlarının çok yüksek olması aktif rol oynarken, bugün özel sektör borçlarının çok yüksek olması ülkede krizi tetikliyor. Siyasi iktidar olarak belirsizlik bugün itibariyle olmasa da, Yasama ve Yargı noktalarında da bazı çevrelerce güven fazlasıyla azalmaktadır. Komşu Suriye'de olan savaş, mülteciler, AB ile olan sürtüşmeler, PKK için süren operasyonlar ve iç piyasadaki özel sektörün üretim yapmak için değil de borçlarını ötelemek için aldığı krediler, iç piyasada da ciddi bir baskı oluşturuyor.  Bunun yanında FED'in para politikasını değiştirmesi ve faizleri arttırması da, ülkenin bugüne kadar sıcak para ve tüketim-krediye bağlı büyümesine ciddi bir sekte vuracak gibi görünüyor. Tüm bunlara karşılık olarak, hem iç piyasayı hem de dış piyaları memnun edecek adımlar gerekiyor.

 

Uzun lafın kısası; hükümet dünyaya Türkiye'nin tedavisini doğru anlatamaz ve hala mevcut ilaçlarda ısrarcı olursa, tüm dünyada paramız hızla değer kaybetmeye devam edecektir. 

Gönder
Diğer Haberler
Enerji